|
Dunya Turklere Kalacak
Dunyanın meshur "think-tank"ları bir araya gelirler. Arastırma
konuları onumuzdeki asırda dunyanın hakimi kim olacaktır. Dunya kime
kalacaktır. Bilgisayara butun ulkelerin nufus yapısından, ekonomiye,
eğitimden sağlığa ve siyasetten askeriyeye kadar butun bilgiler
yuklenir. Uzmanlar "Dunya kime kalacak" diye sorularını yazarlar ve
"enter"e basarlar. 1 dakika sonra ekranda buyuk harflerle cevap
gorunur:
"Dunya Turklere kalacak."
Uzmanlar soktadır. En nihayet birisi saskınlıktan kurtulup, "neden"
diye yazar ve "enter" e basar. Bilgisayardan hemen cevap gelir:
"Butun milletler uzaya gidecek, boylece dunya Turklere kalacak."
Aksam Serinliğinde
Bir mecliste konusulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars'a gideceğiz, demis.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil ureteceğiz, demis.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demis.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak icin :
-Biz de gunese gideceğiz, demis.
-Gunese gidemezsiniz, demisler. Gunes yakar.
Karadenizli gulumsemis :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demis. Aksam serinliğinde
gideceğiz.
Cekirdeksiz Karpuz
Bir genetik kongresinde herkes icatlarını anlatıyormus;
İngilizler bizler balık ve devenin genlerini birlestirdik,
kollestrolsuz et urettik demisler.
Fransızlar; tavuk ve inek genlerini birlestirdiklerini bu sayede
hızlı bir ureme gerceklestirip et problemini ortadan kaldırdıklarını
anlatmıslar.
Temel de; -Biz, karpuz ve hamam boceği genlerini birlestirdik demis.
Bu sayede karpuzu kesince cekirdekler sağa sola kacıyor ve
cekirdeksiz karpuz yiyoruz.
Giyotin
Naziler uc kisi; İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almıslar ve sonucta
olum cezasına carptırmıslar. Ve askerler soruyor:
- Beyler Giyotinle mi olmek istersiniz? Asılarak mı? Kursuna
dizilerek mi?
İlk once Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle olduler ben de giyotinle. Onu
almıslar kafasını yerlestirmisler giyotine. Giyotini ustten
bırakıyorlar.Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef
giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Cunku bu durumda Fransız
kurtuldu.
İngiliz:
- Arkadaslar, asılarak olmek cok kotu beni de giyotinle oldurun.
İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama
olay aynı sekilde cereyan ediyor. Sonucta İngilizde kurtuluyor. Sıra
bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık:
- Arkadaslar asılarak olmek gercekten cok kotu. E zaten giyotin de
calısmıyor. En iyisi beni kursuna dizin.
Ozledim Onları
Cemalin bindiği gemi batmıs bir Fransız ve bir Alman ile bir adada
yalnız kalmıslardır. Her gun deniz kenarından tuttukları balıkları
yiyerek yasamaya calısırlar. Aradan aylar yıllar gecer. Bir gun yine
deniz kenarında avlanırken oltaya bir sise takılır. Siseyi dısarı
cıkarırlar. Birde bakarlar ki sisenin icinde bir cin. Bin bir
zahmetle sisenin ağzındaki mantar tıpayı cıkarırlar. Cin, sizlere
cok tesekkur ederim yuzlerce yıldır bu sisenin icine hapis olmustum.
Dileyin benden ne dilerseniz diyerek borcunu odemek ister... Bunu
duyunca biraz sasırırlar....Alman cok fazla beklemeden... Beni cabuk
vatanıma gonder der....Cin elinin bir hareketi ile Alman ortadan
kaybolur... Bunu goren Fransız, beni de, beni de vatanıma gonder
der, cin elini bir daha hareket ettirir Fransız da kaybolur. Cin
Cemal'e bakar, sende son dileğini soyle de ben vatanıma gideyim
artık der. Cemal biraz dusunur, ve dileğini soyler... Ozledim ha o
usakları, geri getir onları.
Fil Yakalama
Bir gun, CIA, KGB ve MİT teskilatlarından hangisinin daha basarılı
olduğunu tespit etmek icin bir "istihbarat yarısması" duzenlenmis.
Bu yarısma uyarınca, her uc teskilatın en iyi adamlarından olusan
onar kisilik ekipleri Kongo'nun balta girmemis ormanlarına
gondermisler.
Ormanın girisinde gorevlerini acıklanmıs:
- "Ormana girip, en kısa surede bir zurafa bulup getiren kazanır..."
Once KGB liler gitmis. 15 dakika sonra bir zurafa ile cıkagelmisler.
Sonra CIA gitmis. 10 dakika sonra zurafa ile gelmisler.
En sonunda bizim MİT gitmis, 5 dakika sonra bir fille donmusler.
Yarısmayı duzenleyenler "Bu da nedir?.." diye sorunca fil atlamıs:
"Abi valla ben zurafayım..."
Cemal İngiltere'de
Cemal İngiltere`ye gidecekti. Onun icin bir arkadasından İngilizce
hakkında bilgi istemisti. Arkadası Turkce kelimelerin son hecesinin
uzatılması seklinde Cemal`e bilgi verdi. Cemal ucağa bindi ve on
dakika sonra hostesi cağırmak icin, Hosteeees. O da ne hostes
gelmisti. Cemal İngilizce`yi sokmeye basladığını dusunuyordu.
Havaalanından cıktı...Taksiiiii Vay be taksi de durmustu. Cemal ağır
ağır kendini kaptırdı...Hoteeeeeeel Otele gitti. Odasına cıktı, dus
aldıktan sonra dısarı cıktı, Londra sokaklarında dolasmaya basladı.
Parkta bir adam gordu: -Merhabaaaaa,nasılsınıııız? Adam: -İyiyiiiiim,sağoooooool.
Cemal: Turk musunuuuuz? Adam: Eveeeeet Temel: Kardesim Turksun de
neden iki saattir İngilizce konusuyorsun ?.
Dordunuzun de...
Temel bir gun ucakla Amerika'ya gitmis cok yorgun olduğu icin bir
otele yerlesmis ve uyumaya koyulmus.Fakat tam uyuyacakmıs ki yandaki
daireden muthis bir gurultu ve muzik sesleri gelmis.Temel
dayanamamıs, duvarı yumruklayıp, -kimsin ulan!! Uyumaya calısıyoruz,
bu ne gurultu diye bağırmıs. Karsı daireden tek ses -Jean Claude Van
Damme.Temel yine bağırmıs. -Gelirsem dordunuzun de bacaklarını
kırarım.
|











 |